1. Sarıyer Ekonomi Kongresi... Lale Karabıyık: "Ülkenin Kaynakları Çok, Planlama Eksikliği Var"

1. Sarıyer Ekonomi Kongresi... Lale Karabıyık: "Ülkenin Kaynakları Çok, Planlama Eksikliği Var"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, 1.Sarıyer Ekonomi Kongresi’nde; “Bu bütçenin adına iktidar ‘yatırım istihdam bütçesi’, ‘üretim bütçesi’ dedi. Ama yatırıma ayrılan payın çok üstünde borç ve faiz olması bunu asla yatırım bütçesi yapmaz. Biz de ‘bu borç, faiz, transfer bütçesi’ dedik” diye konuştu. Karabıyık ayrıca, “Bu ülkenin kaynaklarıçok. Bu ülkenin planlama eksiği var, yanlış kararlar, reformlarının hatalı politikaları var. İstihdam ile mücadele ederken ‘20 yılda hiçbir şey yapılmadı’ demeyim

CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, 1.Sarıyer Ekonomi Kongresi’nde; “Bu bütçenin adına iktidar ‘yatırım istihdam bütçesi’, ‘üretim bütçesi’ dedi. Ama yatırıma ayrılan payın çok üstünde borç ve faiz olması bunu asla yatırım bütçesi yapmaz. Biz de ‘bu borç, faiz, transfer bütçesi’ dedik” diye konuştu. Karabıyık ayrıca, “Bu ülkenin kaynaklarıçok. Bu ülkenin planlama eksiği var, yanlış kararlar, reformlarının hatalı politikaları var. İstihdam ile mücadele ederken ‘20 yılda hiçbir şey yapılmadı’ demeyim ben size. Ama 17 istihdam paketi, 7 ekonomi paketi yapıldı. 24 paket yapıldı, istihdamda gelinen noktayı siz çok daha iyi takdir ediyorsunuz. Elde var sıfır” dedi.

Sarıyer Belediyesi ve Borsa Uzmanları Derneği tarafından bu yıl ilki düzenlenen ve iki gün sürecek olan "1. Sarıyer Ekonomi Kongresi", Boğaziçi Kültür Sanat Merkezi’nde bugün başladı. Kongrede konuşma yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, şu görüşleri dile getirdi:

“YATIRIMA AYRILAN PAYIN ÜSTÜNDE BORÇ VE FAİZ OLMASI BU BÜTÇEYİ YATIRIM BÜTÇESİ YAPMAZ”

“Son yapılan bütçe, hâlen devam ediyoruz, komisyondayız. İşin komiği şu, bu bütçenin adına iktidar ‘yatırım istihdam bütçesi’, ‘üretim bütçesi’ dedi. Ama yatırıma ayrılan payın çok üstünde borç ve faiz olması bunu asla yatırım bütçesi yapmaz. Biz de ‘Bu borç, faiz, transfer bütçesi’ dedik.

Bütçeler siyasi tercihleri içerir. Bütçenin büyük bir kısmı dolaylı vergilerden elde ediliyor. Bütçenin açıklarını veren de hem kur korumalı mevduata giden çıkışlar var seçim ekonomisi için ayrılan çok büyük bir miktar, cari transferler hesabı var. Borç ve faiz yükü var. Faiz anaparayı geçti. Bir taraftan da KİT’lerin zararları var. Güya Varlık Fonu’na devredilmişti ama şu anda destek yapılmazsa hepsi yıkılacak durumda. Yanlış politikalardan dolayı bütçenin açık verdiği durumlar var.

“BAHAR YELLERİ ESTİĞİNİ ZANNETTİK. BİRDEN KASIRGALARA DÖNÜŞTÜRDÜ”

2000’li yıllardan sonra küreselleşmenin geldiği noktada küresel sermaye diye bir kavram karşımıza çıktı. Küresel sermaye, fon fazlası olan ülkelerden fon açığı olanlara doğru kaydı. Bu ülkeler de kendilerine kullanacak sermaye buldular. Eski moda IMF’e gitmek gereği de kalmadı. Cari açık veren bizim gibi ülkeler, cari açığı kapatmak değil ama ‘sürdürülebilir cari açık’ diye bir kavram oluşturdular. Bu ülkelere doğrudan ya da dolaylı yatırımlar geldi. Güven duyuyorsa doğrudan yatırım geldi. Biz doğrudan yatırımı tercih ederiz. İstihdam getirir, istikrar sağlar, katma değer yaratır ama güven duymadığı anda daha fazla dolaylı, hatta kısa vadeli sıcak para diye ifade ettiğimiz paralar da geldi. Bazen borsaya girdi. Bahar yelleri estiğini zannettik. Birden bir kıvılcımla çıktı, kasırgalara dönüştürdü. Türkiye bu sıkıntıları uzun süre yaşadı.

Baktığımızda Türkiye’nin çok derin bir finans tarihi var. Bir bankerler olayı yaşandı. Yatırımcıların korunamadığıörneklerden biri, önemli bir darbe oldu orada. İntiharlar, her türlü olumsuzluklar oldu.

Sermaye piyasası mevzuatı yatırımcıyı korumak ana amacıyla oluştu. 2499 sayılı yasa, 3794, 6263 sayılı yasalar geldi, yeni enstrümanlar, yeni kurumlar geldi. Ama bir boşluk dolmadı. Çünkü bu boşlukla ilgili bir siyasi istikrar lazımdı, kararlılık lazımdı. Hâlen yatırımcıların korunamadığını bugünlerde bile konuşuyorlar. Hâlen manipülasyonlar var. Bunlar bazen azaldı bazen devam etti. Hâlen denetim eksiklikleri var ve yasalarda boşluklar var. Bunlar çok önemli.

Bir ülkenin iç tasarrufu yoksa, milli tasarruf düzeyi düşükse yabancı tasarruflarına bağımlısınız. Başka türlü yatırım yapma fırsatınız olmayacak. O zaman da borç bulmak, günü kurtarmak, adına ne derseniz veya yatırım yapmak için yana yakıla borç almaya çalışıyorsunuz. Devlet dışarıdan aldığı borçların dışında, az önce ifade ettiğim gibi fon arz eden ve talep eden tarafta, talep eden tarafta ağırlıkla yer aldığı için ve ‘Verin ben parayı kullanayım’ dediği için öbür tarafta şirketlere de daha az, sermaye piyasasına daha az fon, daha maliyetli gidiyor. Aslında güzel olan, küçük sermaye sahiplerinin tasarrufları olacak, milli tasarruf düzeyi yüksek olacak, bunlar ülke içi yatırımlara dönecek. İç tasarruf oranının yeterli olmadığı yerde yabancıların tasarruflarına ve onlarıödeyerek kullanmaya bağımlı kalıyorsunuz. Onlar da pazarlık gücünü sizde kullanabiliyorlar. Sonra iktidar ‘Sizi IMF’ye muhtaç etmedik’ diyor.

“FİNANSAL OKURYAZARLIK OLURSA VATANDAŞ BİR BÜTÇEYİ EN BASİT HALİYLE OKUYABİLİR”

Finansal bilgi eksikliği, finansal okuryazarlık da ülkemizde yeterli noktaya gelmedi. Tüyolarla, vur-kaçlarla, birtakım işlemler de yapılıyor. Finansal okuryazarlık olursa vatandaş da iktidardakilerin yaptıklarını ya da bir bütçeyi en basit haliyle okuyabilir. Oradaki neden-sonuç ilişkilerini kurabilir. Başarısınıölçen kriterleri de görebilir. Algı yönetimi de o zaman ortadan kalkar. Bu nedenle bir toplumun finansal okuryazarlığını sağlamak da bir siyasi tercihtir.

Geldiğimiz noktada sermaye piyasasında, sayın Genel Başkanımız da bu konuda tweet atmıştı. Geçen gün de konunun üzerinde durdu. Gerçekten kulağımıza gelenler, küçük yatırımcıların piyon olduğu, birtakım manipülasyonların yapıldığı ve sermaye piyasasında el altından ya da denetim eksikliğinden birtakım hataların yapılmış olması son derece önemli. Türkiye ekonomisinin daha iyi noktalara gelmesinin en önemli kısmı doğru ekonomik reform paketleridir ve büyüme değil, kapsayıcı büyüme, özellikle fırsat eşitliğinin sağlandığı ve iktisadi kalkınma olarak tanımladığımız refahtan payın her kesime yayıldığı bir ekonomidir bizim modelimiz. Bütün çalışmalar bu yönde devam ediyor.

“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ OLURSA, AİLELERİN YOKSULLUĞUNUN ÇOCUKLARA MİRAS OLARAK GEÇMESİNİÖNLEMİŞ OLURSUNUZ”

Eğer siz, iktidar olarak eğitimde fırsat eşitliğini yaratırsanız, Türkiye’nin her yerindeki çocuklar aynı fırsat eşitliğinden yararlanırsa eğitimde, o zaman ailelerin yoksulluğunun çocuklara miras olarak geçmesinin de önünü kesmiş oluyorsunuz. Çocuklara daha iyi bir gelecek, çocukların kendi ayaklarıüzerinde durabileceği bir geleceği onlara temin etmiş oluyorsunuz.

Bu ülkenin kaynaklarıçok. Bu ülkenin planlama eksiği var, yanlış kararlar, reformlarının hatalı politikaları var. İstihdam ile mücadele ederken ‘20 yılda hiçbir şey yapılmadı’ demeyim ben size. Ama 17 istihdam paketi, 7 ekonomi paketi yapıldı. 24 paket yapıldı, istihdamda gelinen noktayı siz çok daha iyi takdir ediyorsunuz. Elde var sıfır.

“TÜRKİYE’NİN KAYNAKLARI YETELİDİR”

Kaç Merkez Bankası Başkanı, kaç Maliye Bakanı değişir. Olmadı değiş, olmadı değiş. Özerk değildir. Bu ülkede rezervler boşaltılmıştır. Merkez Bankası’nın kârı yedek akçeleri zamanından önce alınmış, kaynak olarak kullanılmıştır. SGK’ya bir sürü giderler havale edilmiş, zarara uğratılmıştır. Bunun gibi sayabileceğim çok kötü ekonomi ve yönetim politikalarıyla, hatta politikasızlığıyla bu sürece gelinmiştir. Ben de İYİ Parti çok değerli Grup Başkanvekili’ne katılıyorum, Erhan Bey’e. Umutsuzluğa düşecek hiçbir şey yok. Türkiye’nin kaynakları yeterlidir. Doğru politikalarla çok kısa süre içerisinde, planlama ile bütün sorunların çözüldüğünü hep birlikte göreceğiz. Bir ayda 3 ayda 6 ayda orta vadede yapabileceğimiz, bütün sorunlarıçözebileceğimiz takvimleri, projeleri planlayarak gidiyoruz. Eğitim bu kısmın olmazsa olmazıdır. O taşlar yerine oturduktan sonra iktisadi kalkınma olur. Tabana yayılmış sosyal refahın, ekonomik refahın, dolayısıyla siyasi refahın sağlandığı kapsayıcı bir büyümeden bahsediyoruz.”

Kaynak: ANKA Haber Ajansı